TMMOB Sehir Plancilari Odasi Ankara Subesi

Sunday
Sep 21st
Text size
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Ana Sayfa DAVALAR Dava Özetleri Yapracık-Aşağıyurtçu-Yukarıyurtçu imar planı İPTAL edildi

Yapracık-Aşağıyurtçu-Yukarıyurtçu imar planı İPTAL edildi

e-Posta Yazdır PDF

Bilindiği gibi Yenimahalle-Etimesgut İlçeleri Yapracık-Aşağıyurtçu-Yukarıyurtçu çevresini içine alan 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planlarının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı  ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına karşı 21.11.2008 tarihinde açtığımız ve Ankara 6. İdare Daire 2008/1629 Esas numarasıyla görülen davada Mahkemece 11.05.2009 tarihinde yerinde yapılan bilirkişi keşif ve incelemesi sonucunda oluşturulan rapor lehimize görüş vermiş, planın şehircilik, planlama ilkeleri ile imar mevzuatına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

08.09.2009 tarihinde Ankara 6. İdare Dairesinin 2009/1334 sayılı kararı ile dava konusu planın iptaline, 1.361,65 TL (binüçyüzaltmışbir Türk Lirası altmışbeş kuruş) yargılama giderleri ile 400,00 TL (dörtyüz Türk Lirası) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

 


DAVA TALEBİ

Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından 03.06.2008 tarihinde ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nce 13.06.2008 gün ve 1607 sayılı karar ile onaylanan Yenimahalle-Etimesgut İlçeleri Yapracık-Aşağıyurtçu-Yukarıyurtçu çevresini içine alan 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planlarının öncelikle yürütmesinin durdurulmasına ve ardından iptaline karar verilmesi talebidir.

DAVA BİLGİLERİ

Davacı: TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi
Davalı: Ankara Büyükşehir Belediyesi
Başbakanlık TOKİ
Dava 21.11.2008 tarihinde açılmıştır.   
Ankara 6. İdare Mahkemesi  2008/1629 E.
 
DAVA SÜRECİ

1.    Mahkemece 26.11.2008 tarihinde verilen ara karar ile yürütmeyi durdurma isteminin davalı İdarenin cevabından sonra değerlendirilmesine karar verilmiştir.

2.    Mahkemece 04.02.2009 tarihlinde verilen ara karar ile 1.400 lira bilirkişi ücreti yatırılmasına karar verilmiş olup tarafımızca yatırılmıştır. Söz konusu ara karar ile birlikte davalı Belediye ve TOKİ’nin cevap dilekçeleri de tarafımıza tebliğ edilmiştir.

3.    Mahkeme heyetiyle birlikte 11.05.2009 tarihinde keşfe gidilmiştir. Dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi raporu tarafımıza tebliğ edilmiş olup, rapor lehimizedir.

4.    Mahkemece rapor doğrultusunda planın iptaline karar verilmiştir.

5.    Mahkemece rapor doğrultusunda planın iptaline karar verilmiştir.


DAVA GEREKÇELERİ

1.    Söz Konusu Plan; Planların Kademeli Birlikteliği İlkesine Aykırı Olarak Onaylanmıştır.

Ankara kenti için yürürlükte olan kent bütünü ölçeğindeki üst ölçekli plan, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 16.02.2007 gün ve 525 sayılı kararı ile onaylanan 1/25000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planıdır. Dava konusu plan onaması, onaylı kent bütünü ölçeğindeki üst ölçekli planın koyduğu ilke ve esaslara uymaması yanında, bu planla oluşturulmuş nüfus, istihdam ve ulaşım-yeşil sistem dengelerini bozan bir niteliğe sahiptir. Kentin çok yoğun ve yaygın bir biçimde gelişen ve aşırı nüfus atamasına sahip olan güneybatı koridorunda üst ölçekli planın belirlediği genel çerçeveyi tamamen bozan ve sadece hazine arazilerini yerleşime açarak konut üretme hedefinde olduğu görülen böylesi parçacı bir planın planlama ilke ve esaslarını gözetmediği ve hukukun temel ilkeleri yanında kent ve kamu yararı ile bağdaşmadığı ortadadır.

Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin onayladığı ve kent bütünü ölçeğinde bir çerçeve tanımlayan üst ölçekli planın yine ve gerekçesiz olarak Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ve Ankara Büyükşehir Belediyesince temel atamaları bağlamında değiştirilmesi, üst ölçekli planın uygulanabilirliğine zarar verdiği gibi, keyfi uygulamaları, kişiye ve duruma özgü onamaları ve plan dışı arayışları özendirmektedir.

Oysa söz konusu 1/25.000 ölçekli planın Plan Koşulları içinde, anılan planda yapılacak olası değişikliklerin koşul, biçim ve niteliği sıralanarak, zorunlu durumlarda yapılacak değişikliklerin de Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin onaylayacağı gerekçeli rapor ile mümkün olacağı kayıt altına alınmıştır. Söz konusu onamada ise, üst ölçekli plan değişikliği ve buna bağlı olarak yapılan alt ölçekli onamaların gerekçesi dahi ortaya koyulmadığı gibi, gerekçelerin Belediye Meclisince de görüşme konusu dahi edilmediği gözlenmektedir.

Gerçekten de, onaylı 1/25000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı’nın Plan Koşulları içinde, Genel Hükümler Başlığı altında 9. Plan Değişiklik Koşulları hükmü ile; “Bu planda değişiklik yapılması, Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclisinin, bilimsel nitelikte bir tespit ve değerlendirme raporuna dayandırılarak hazırlanmış ve ‘bütün-parça’ ilişkisini bozmayacak nitelikteki, değişiklik önerisini onaylamasıyla mümkündür. Kent ve kamu yararına zorunlu olmadıkça değişiklik yapılmaması, “Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmelik” hükümlerine uyulması esastır”. biçiminde bir karar getirilmiştir. Buna karşın, üst ölçekten başlayarak tüm planlarda yapılan değişiklik nitelikli onamalarda,  bu gereklilik yerine getirilmemiştir. Sadece bu nedenle bile dava konusu plan onamasının iptali gerekmektedir.

Bunlara karşın, 3194 sayılı İmar Kanunu; “planların kademeli birlikteliği” ilkesini koyarken, üst ölçekli planların koyduğu temel ilke ve yaklaşımların kademeli ve sistematik olarak alt ölçekli planlarda da korunması ve sürdürülmesi yaklaşımını benimsemiştir. Kentin bütününe yönelik bir analiz ve gerekliliği ortaya koymaksızın, değişikliğe ilişkin bir somut gerekçe tanımlamadan, üst ölçekli planların noktasal olarak değiştirilmesi, ölçeği her ne olursa olsun “parçacı” niteliktedir ve “kamu yararına aykırıdır.

Nitekim, benzer gerekçelerle Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nca 24.02.2004 tarihinde onaylanan 1/50.000 ölçekli Güneybatı Ankara Metropoliten İmar Planı da, Odamızca açılan dava neticesinde; “ölçeği 1/50000 de olsa, kent bütünü ölçeğindeki tespit ve gereklilikleri ortaya koymadığı ve bu bilimsel gerekliliklere dayanmadığı gerekçesiyle parçacı” olduğu gerekçesiyle Danıştay 6. Dairesi’nin 19.09.2006 gün ve E: 2005/875 sayılı kararı ile yürütmesinin durdurulduğu, aynı Dairenin Esas No: 2005/875 ve Karar No: 2007/8204 ve Esas No: 2004/3957 ve Karar No: 2007/8205 sayılı kararları ile “iptal edildiği” bilinmektedir (EK…).

Bu karardan da açıkça görülebileceği gibi, planların kademeli ilkesine uyumlu olmayan, “resen” ve “noktasal” onamalar, ölçeği ve konusu her ne olursa olsun, “parçacı” ve “kamu yararı”na aykırı olarak değerlendirilmektedir.

Bu nedenlerle, kentin güneybatı koridorunda üst ölçekli planın belirlediği çerçevenin dışına çıkarak yoğun bir nitelikte, geniş bir alanda nüfus ataması yapan ve onaylı üst ölçek planda “ağaçlandırılacak alan” kullanımında kalan, üst ölçekli planın genel yaklaşım, ilke ve çerçevesi dışında tüm hazine arazilerini yerleşime konu eden söz konusu onama, “planların kademeli birlikteliği” ilkesine ve “kamu yararına” aykırıdır. Bu gerekçelerle, dava konusu planın iptal edilmesi ve üst ölçek plana uygun hareket edilmesi gerekmektedir.

2.    Dava Konusu Plan; Kamu Yararına Aykırıdır.

Toplu Konut İdaresi ve Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nce ayrı ayrı onama işlemlerine konu edilen plan, Ankara kentinin batı gelişme koridorunda, kentin en yoğun konut gelişme alanlarının yaygın ve az yoğun biçimde bulunduğu alanın bitişiğinde yer almaktadır. Dava konusu plan ile yerleşime açılan alanlar, kentin onaylı üst ölçekli planı ile, kent bütünü ölçeğinde yapılan ekonomik, sosyal, demografik ve fiziksel irdelemeler sonucunda yerleşim dışı tutulmuştur. Bu ve benzeri kararlar, kent bütünü ölçeğindeki nüfus atamaları ile yakından ilgili olduğu gibi, iş-iskan ilişkileri bağlamında ulaşım ilişkileri ve kentsel açık-yeşil alan sistem kurgusu ile de direkt bir bağlantı kurmaktadır. Bu ilişki, gereklilik ve bağlantıları analiz konusu dahi etmeyen, yaptığı değişiklikleri bilimsel bir gerekçeye dayandırmayan söz konusu plan, İmar Kanunu’nun tanımladığı çerçevede “kamu yararı”nı temsil etmemektedir.

Planın Açıklama Raporunda “hükümetin konut politikası”na vurgu yapılmakta ve bu çerçevede, “kamu elindeki hazine arazileri”, toplu konut uygulamasına konu edilmektedir. Elbette kamu eliyle toplu konut uygulamaları yapılması doğru bir yaklaşım ve Toplu Konut İdaresinin (TOKİ) yasayla kuruluş nedenidir. Ancak, bu ve benzeri uygulamaların, gerek kentsel yerleşim sistemi ve planlama mekanizmasına ve gerekse üst ölçekli planların oluşturduğu genel yerleşim düzeni ve çerçeveye zarar verme hakkı ve üstünlüğü yoktur. Ayrıca, TOKİ’nin yasayla tanımlanmış görevi, barınma sorununu çözümleyememiş toplumun dar gelirli kesimlerini, konut sahibi yapabilmektir. Oysa dava konusu planın fiziksel şeması, içeriği, yaklaşımı, açıklama raporu ve oluşturduğu doku ile, konutların sunum biçimi dikkate alındığında; üretilen konutların dar gelirli kesimlerden çok üst gelir gruplarına hitap ettiği görülmektedir. Buna ilaveten, söz konusu uygulamanın kentin tüm planlama sistematiğini bozma pahasına temel dayanağını oluşturan olgu ise; alanda “hazine arazilerinin” yoğun biçimde var olmasıdır. Oysa yukarıda açıklandığı üzere, kentin yerleşim sistemi ve planlama mekanizması ile, üst ölçekli planını, hazine arazilerini gerekçe göstererek bozan dava konusu onama, TOKİ’nin kuruluş nedeni olan dar gelirli kesimlerin barınma sorununu çözmek yerine,  kentsel toprak ve rantları paylaşmak üzerine kurulmuştur.

Bu durumda, hazine arazilerini “toplu konut” adı altında yerleşime konu etme işlemi, onamanın sahibi; kamu otoriteleri ve toprak; hazine mülkiyetinin de olsa “kamu yararı”na değildir. Kamu yararı, kentsel yerleşim sistemi ve desenine zarar verilerek, kentin üst ölçekli planının temel ilkeleri yok sayılarak, planlama mekanizması toplu konut uygulaması adı altında alt-üst edilerek ve hazine arazileri peşkeş çekilerek oluşturulamaz. Bu durumda, dava konusu onama işlemi ile, kamu yararı sağlanmamış, bu ad altında “planlama” ve “kamu yararına” telafisi olanaksız bir yara açılmıştır.

3.    Dava Konusu Plan, Kentin Yerleşim Deseni, Açık-Yeşil Alan Sistemi ve Ulaşım Dokusunu Bozması Nedeniyle Planlama İlke ve Esaslarına Aykırıdır.

Eskişehir Yolu Koridoru, 1980’li yılların başından itibaren, Ankara Metropoliten kentinin en önemli kentsel gelişme koridoru olarak biçimlenmektedir. Bu koridordaki yaygın gelişme eğilimi, giderek Temelli Odağına kadar bir spekülasyonu da tetiklemiştir. Böylesi bir gelişme, kentsel yapıyı kontrol amaçlı plan onamaları kadar, spekülatif amaçlı planlama çalışmalarını da beraberinde getirmektedir. Dava konusu plan onaması ise, anılan spekülasyonun kamu otoriteleri eliyle oluşturulmuş son halkalarından birini teşkil etmektedir.

Bu onama ile, sadece hazine arazisi olduğu noktasından hareketle, kentsel gelişmeye yönelik bir analiz, araştırma yapılmadan, ya da onaylı üst ölçekli planın bu anlamda yaptığı tespit ve değerlendirmeleri sınamadan, çok yaygın bir alan yerleşime konu edilmektedir. Üstelik bu alan, onaylı üst ölçekli planda “ağaçlandırılacak alan” olarak kesinlikle yerleşim dışı tutulmuştur. Onaylı üst ölçekli planın en yoğun ve yaygın yerleşime konu ettiği ya da, TOKİ tarafından bu aks üzerinde benzer nitelikli onamalar yapılarak, kentsel ölçekte “emrivakiler yaratıldığı” halde, bunlarla yetinmeyerek, kesinlikle yerleşim dışı tutulması gerektiği tespit edilen bir alanı yerleşime konu etme yönündeki bu işlem, “kentsel toprakları imar planları ile rant aracı” haline getirme yönündeki bir gözüdoymazlığın da açık ifadesidir.

Bu durumda, onaylı planlar ile belirlenmiş, kentsel nüfus-istihdam dengesi, ulaşım-dolaşım ilişkileri, açık-yeşil alan sistemi ve dolayısıyla üst ölçekli planın tüm ilke, esas ve yaklaşımları çiğnenmektedir. Bunlar yapılırken kamu yararına bir işlem tesis edilmesi is olanaklı olamayacağı için, dava konusu işlem, şehircilik biliminin koyduğu temel ilke ve yaklaşımlara, planlama esaslarına ve kamu yararına her noktasıyla açıkça aykırıdır. Bu nedenle, uygulanması halinde telafisi kesinlikle olanaklı olmayan zararlar üreteceğinden ivedilikle yürütülmesinin durdurulması gerekmektedir.

gerekçe gösterilerek planın iptaline karar verilmiştir.

 

Kamuda Çalışan Plancılar Komisyonu Anket Çalışması